Yaşayanların da cehennemi tatmaya hakkı var düşüncesiyle çıktım yola,elimde 44 lük bir intihar mektubuyla. Mermileri temizledim en çok. Bedenimin temizliği önemli değildi. Ölen her varlık toprakla temizlenecek nasılsa. Kıyamadığım her notaya bir mermi basmak üzere başındayım piyanomun. Her teline yetecek hatta artacak kadar mermiyle dolu ceplerim.
Sıradışı atışlarla dolu spor hayatımın sonuna geldiğimi bir kaç yıl önce anlamıştım aslında. Ama sıra dışı atışlarla bu bölümün de sonuna geleceğimi bilmek isterdim açıkçası, belki daha heyecanlı günlerim olurdu bildiğim için sonumu. Şimdi son akşam yemeğinde iştahla içimi yerken içim, havarilerimden habersiz, havadislerle dolu kafam.
Hey yalnızlık ! Beni hatırlaman için kapışmış mıydık seninle hiç ? Sanmıyorum. Ben hep unutulmamaya oynadım,eminim. Başlasak iyi olur aslında, geçen milyarlarca yıllık ömürlerin sorgularını hesaba katarsak hesaplayamayız, o nedenle biz, benim fikirlerim üzerinden geçeceğiz, koparmadan kılı, kesmeden ayağı. Ben sıra beklemeyi sevmiyorum, peşi sıra içilen içkilerin ve sigaraların dışında hiç bir sıraya sempatim olmadı.
Bam ! Kalın sarımlı telin uzunluğu sizi alakadar etsin isterdim. Ama bir mühendislik harikasına sıkılan kurşunun vurduğu telin kalınlığı, uzunluğu ya da yapıldığı maddenin özellikleri sizi ne kadar etkileyebilir ki diye soruyorum kendime ? Etkilemez. Siz piyanoma sıktığım kurşunları atan 44 lüğün nasıl elime geçtiğiyle, dikiş tutmaz yaralarımdan akıttığım ruhumun canımla beraber uzaklaşıp uzaklaşmadığıyla ilgilenirsiniz. Siz,hayatları fahişeleştiren modern zaman pezevenklerisiniz.
Delirmeden, pardon, akıllanmadan önce tanıdığım herkesle vedalaşmış sayıyorum kendimi. Kendininde bana ait birkaç nanogram ağırlığında hak kaldığını düşünen vefakar dostlarım, haram olsun hepsi size. Ah dünyevi mevzularla aram olsun derken kendinize, dönüp diyemediniz dönsek özümüze. Belki aram olmayan haramımla anlarsınız farkı, hak ile haram arasındaki.
Bam ! Korkmayın sayın sakinler. Patlamaya karışan o ses, bir müzik dehasının elinde harikalar yaratmış bu şaheserin son şaheserlerinden biri olmaya aday. Yani zararsız. Korkmayın, yan odada 17. yaşının verdiği huzurla, sizin yan yana uyuyor olmanızın verdiği güvenle, sayenizde her attığı adımı geleceğe yatırıma dönüştürmüş olmanın rahatlığıyla uyuyan, teknolojinin son harikası kızınız güvende. Haklı da olabilirsiniz ancak, anlamsız notaların, uygunsuz frekanslarda kulaklara zarar verdiği de görüldü bu evrende.
Bam ! Ben, koptuğu yerden ayrılırken o muntazam sarımlı telin çıkardığı seste, havaya yayılan anlamsız titreşimlerin kulağıma çarpışını duymuyorum. Birbirlerine inançla tutunan moleküler bağların ayrılmak istemediklerini anlatan yakarışları bunlar, derdim bir zamanlar,eğer duysaydım o sesi, o sosyetenin resim sergisinde, en çok dikkat çeken tablonun önünde, cebinde biriktirdiği kelimelerle yorum yapmaya çalışan sahtekar olabilmek için çalıştığım zamanlarda.
Bam ! Hey ahali ! girişli bir Türk filmi sahnesi hatırlıyorum,hatırladığım anda unutmak istiyorum, filmleri ırklara göre şekillendirip nitelendiren, içeriğinde sanat olması gereken güzelliği, yaptıklarıyla bazılarını sanat filmi diye ayırmamız gereken konuma getiren zihniyeti unutmak istiyorum.
Bam ! Bam ! Mermileri yuvalarına yerleştirirken, ben şiddeti nerden öğrendim diye düşündüm. Şu kusursuz yüzeyli mini mekiklerin patlayışlarına nasıl da hayran oldum? Hep sevdim, minikliğimden beri severdim yüksek sesi, şimdi gerçekten duymanın tam zamanı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder